Bilgi Güvenliği Farkındalığı Neden Hâlâ En Kritik Konu?
Bilgi Güvenliği Farkındalığı Neden Hâlâ En Kritik Konu?
Bilgi güvenliği farkındalığı denildiğinde çoğu kişinin aklına yılda bir yapılan, katılımı zorunlu, sunum ağırlıklı eğitimler geliyor. Oysa sahada görülen şey, farkındalığın bir sunumdan çok daha fazlası olduğu.
Teknik kontroller ne kadar güçlü olursa olsun, günlük iş akışı içinde küçük bir dikkatsizlik, aceleyle tıklanan bir bağlantı ya da “bir şey olmaz” düşüncesi, tüm bu kontrolleri anlamsız hale getirebiliyor. Bu yüzden bilgi güvenliği farkındalığı, hâlâ kurumlar için en kritik başlıklardan biri olmaya devam ediyor.
Farkındalık Sadece Eğitim Değildir!
Birçok kurumda farkındalık çalışmaları eğitimle sınırlı kalıyor. Eğitim veriliyor, katılım listeleri alınıyor ve farkındalık sağlanmış gibi davranılıyor. Ancak gerçek hayatta tablo çoğu zaman farklı.
- Eğitimler veriliyor ama davranışlar değişmiyor
- Posterler asılıyor ama kimse dönüp bakmıyor
- Bültenler gönderiliyor ama açılmadan siliniyor
Bunun temel nedeni şu: Farkındalık, bilgi aktarmak değil; alışkanlık kazandırmakla ilgilidir.
İnsanlara neyin yanlış olduğunu anlatmak çoğu zaman yeterli olmuyor. Asıl mesele, doğru davranışı günlük rutinin bir parçası haline getirebilmek.
Etkili Farkındalık Çalışmaları Neleri Kapsamalı?
Farkındalık çalışmalarının etkili olabilmesi için tek tip ve tek kanallı olmaması gerekiyor. Sahada işe yaradığını gözlemlediğim yaklaşım, mesajın farklı yollarla ve farklı zamanlarda tekrar edilmesi.
Bunlar örneğin:
- Farklı formatlarda verilen kısa ve odaklı eğitimler
- Günlük hayatta karşılaşılabilecek durumları anlatan posterler
- Aylık güvenlik bültenleri
- Güncel saldırı örnekleri üzerinden yapılan bilgilendirmeler
- Gerçek hayata yakın, basit oltalama senaryoları
- Farkındalık oranını ölçmek için kurum içinde düzenli olarak yapılabilecek anketler
- Kısa ve öğretici podcastler
- Ekran kilitlerinde dönemsel Bilgi Güvenliği posterleri
Buradaki amaç, insanları korkutmak ya da sürekli hata yaptıklarını hissettirmek değil. Amaç, doğru anda doğru refleksi geliştirebilmelerini sağlamak.
Popüler Saldırı Türlerini Takip Etmek Neden Önemli?
Phishing, sosyal mühendislik, sahte e-postalar veya acele hissi yaratan mesajlar… Bu saldırıların çoğu teknik açıdan karmaşık değil. Tam tersine, oldukça basit yöntemlere dayanıyorlar.
Ama bu yöntemler insan psikolojisini çok iyi hedef alıyor:
“Hemen işlem yapmalısınız”
“Hesabınız askıya alındı”
“Acil onay gerekiyor”
Bu yüzden farkındalık çalışmalarında güncel saldırı türlerini takip etmek ve bunları anlaşılır bir dille anlatmak çok önemli. Çünkü çoğu saldırı teknolojiden çok, insanın refleksini hedef alıyor.
Farkındalıkta En Sık Yapılan Hata
Belki de en sık yapılan hata, farkındalığı korku üzerine kurmak. Sürekli “şöyle olursa büyük zarar olur”, “yanlış yaparsanız sonuçları ağır olur” mesajı vermek, bir süre sonra ters etki yaratabiliyor.
İnsanlar ya tamamen duyarsızlaşıyor ya da güvenlik konusundan uzak durmaya başlıyor.
Oysa en etkili farkındalık çalışmaları:
- Yargılamayan
- Suçlamayan
- Basit ve net mesajlar veren
çalışmalar oluyor.
En iyi farkındalık çalışması, insanları korkutan değil, doğru anda doğru tepkiyi vermeyi öğreten çalışmadır.
Sonuç: Farkındalık Bir Kampanya Değil
Bilgi güvenliği farkındalığı, yılda bir yapılan bir kampanya değil. Süreklilik isteyen, zaman içinde olgunlaşan bir süreç.
Tek seferlik eğitimler yerine;
- Küçük ama düzenli dokunuşlar
- Güncel örneklerle desteklenen içerikler
- İnsanların günlük iş akışına temas eden mesajlar
- Güvenlik portalı oluşturmak
gibi çalışanların kolaylıkla görmesini sağlamak çok daha kalıcı etki yaratıyor.
Özellikle farkındalık çalışmalarında son kullanıcıyı motive etmek çok önemlidir.
- Aylık en çok zararlı mail raporlayan 10 kişiyi ödüllendirmek
- Yıl boyu yapılan farkındalık çalışmalarında belirli bir oranın üzerinde olan kullanıcılara küçük ödüller vermek gibi.
Tabi bu ödüllendirmeleri yaparken Üst Yönetimin onayını ve desteğini almak gerekmektedir.
Belki de bilgi güvenliğinin en insani tarafı tam olarak burası: Teknolojiden önce insanı anlamak.